Markalar En Çok Nerede Yanılıyor?
Birçok markanın ortak sorunu, reklam yapmalarına rağmen beklenen etkiyi alamıyor olmaları. Peki neden?
Sorun sanıldığının aksine, reklam bütçesinden önce stratejik eksiklik ya da hatalardan kaynaklı yaşanıyor.
Bu konuda en belirgin 3 hata:
HEDEF KİTLEYİ DEMOGRAFİDEN İBARET SANMAK
Bir hedef kitle sadece yaş, cinsiyet veya sektörden ibaret değildir.
Asıl farkı yaratan, hedef kitlenizin;
-Neye ihtiyaç duydukları,
-Hangi problemi çözmeye çalıştıkları,
-Nasıl karar verdikleridir.
Sadece “kim olduklarını” bilip “neden satın aldıklarını” bilmemek, markayı yüzeyde bırakır.
Unutmayalım! Davranışı anlamadan kitle tanımlanmaz.
Doğru hedef kitle; yaş, gelir ya da sektör değil, ihtiyaç ve davranış üzerinden tanımlanır. Yaşananlar da gösteriyor ki; yanlış kitle, boşa giden mesaj demektir.
HERKESE HİTAP ETMEYE ÇALIŞMAK
Herkese hitap etmeye çalışan markalar, kimseyle bağ kuramazlar.
Güçlü markalar seçicidir.
Kimin için var olduklarını net bilirler ve iletişimlerini buna göre kurarlar.
Doğru kitleyi tanımlamak başka, o kitlenin nasıl konumlandığını söylemek bambaşka bir iştir.
“Herkese uygun”, “her ihtiyaca çözüm” söylemi; markayı güvenli değil, belirsiz gösterir.
Güçlü markalar:
-Bir şeyi seçer
-Bir yerden konuşur
-Bir iddiaya sahip olur
Unutmayalım! Konumlanma, tercih edilme sebebidir.
STRATEJİ KURMADAN REKLAM ÜRETMEK
Reklam; stratejinin megafonudur. Strateji yoksa megafon sadece gürültü üretir. Reklam, stratejinin yerine geçmez.
Strateji olmadan yapılan her reklam, deneme-yanılma bütçesi demektir.
Hedef, konumlanma ve mesaj net değilse reklam performansı şans işine döner.
-Yanlış Başlangıç = Pahalı Reklam
-Doğru Strateji = Verimli Bütçe
Unutmayalım! Reklamda bütçe kadar yönlendirmesi de önemlidir.
Özetle: Markalara para, zaman ve emek kaybettiren, hedeften uzaklaştıran şey, çoğu zaman yanlış yerden başlamaktır.
Doğru yerden başlamak için markaların öncelikli yapmaları gereken, doğru yol arkadaşları seçmektir ve marka yolculuğundaki en önemli yol arkadaşlarından biri ajanslardır.
